Üniversite derecesi, diploma, kariyer, güzel giden bir ilişki, iş hayatında duyulan övgüler… Siz de bunlara sahip olduğunuz halde tüm başarılarınızı kendi zaferiniz olarak görmekte zorluk çekiyorsanız sahtekârlık sendromu olarak da geçen ‘imposter sendromu’ yaşıyor olabilirsiniz. İsminin ‘Sahtekârlık Sendromu’ olması; kişinin kendisinin bir şey yapmadığını düşünerek karşısındaki insanı kandırdığını, çünkü sahip olduğu tüm başarıların şans faktörüyle olduğunu düşünmesinden kaynaklanır. 


Başarıların içselleştirilememesinden kaynaklanır.

Kişi, sahip olduğu zaferleri ya da başarıları hak etmediğini düşünerek her zaman şanslı olduğunu vurgular. Alınan ödüllerin, proje tekliflerinin ya da onaylanan çalışmaların doğru zamanda doğru yerde bulunması sonucu denk geldiğini düşünür ve şans eseri fark edildiği hissinden kurtulamaz. Bulundukları yere ait olmadıklarını düşünerek bunun huzursuzluğunu her an hissederler. Kendilerini hafife aldıkları için gelen yeni fırsatları da doğru değerlendirilemeyerek kaçırılabilir. Birilerini kandırmak için bir şey yapmamış olsalar bile her an foyaları ortaya çıkacakmış korkusuyla yaşarlar ve kendilerini yeterli görmezler. 


Aşağılık kompleksinden çok farklıdır.

Kendilerini yetersiz görmeleri, aşağılık oldukları hissiyle aynı değildir. Bu sendromda kişi, bulunduğu pozisyonda olmayı hak eden başkalarının olduğunu düşünerek vicdan azabı çeker. Sürekli korku ve stresle yaşamak, ilerleyen zamanlarda anksiyete ve ardından da depresyona yol açabilir. Başarılı insanlarda, üst düzey yöneticilerde, akademisyenlerde ya da çok iyi yere gelmiş insanlarda daha sık görülür. Başarı oranı arttıkça kişi her zaman daha iyi olmalıymış gibi hissetmeye başlar. Böylece yetersizlik hissi de artar ve zaman içinde özgüvende ciddi azalmalar görülebilir. 


Mükemmelliyetçi insanlarda daha çok görülür.

Her şeyin en iyisini yapmaya çalışan ve kolay kolay yaptığı işi beğenmeyen kişilerde görülme oranı çok daha fazladır. Daima daha iyisini yapmak istediği ve yaptığıyla yetinmediği için başarıları kabullenmek de kolay olmaz. Yetiştirilme tarzının çok büyük bir etkisi vardır. Özellikle ailede başarı baskısının hissedildiği ve fazla övgü ya da eleştiri ortamında büyüyen çocuklarda bu sendrom daha fazla görülür.

Çocukken her şeyin en iyisini yaptığına yönelik yetiştirilen çocuklar; ileride her konuda, her zaman en iyisini yapamayacakları gerçeğiyle tanışır. Böylece mükemmel olma düşüncesinden zaman içinde kuşku duymaya başlarlar ve sendrom kendisini gösterir. Elde ettikleri başarılarının, ‘mükemmel bir şey yoktur’ düşüncesinden dolayı gerçek olamayacağını düşünürler ve kabul etmezler. Özellikle kadınlarda ve azınlıklarda görülme oranı çok daha fazladır. Bu sendrom bazı kişilerde hafif görülürken bazı kişilerde ise başa çıkılamaz boyutta yoğun ve şiddetlidir. 


Birçok ünlü isim bu sendromdan muzdarip!

Oscar ödüllü oyuncuların, başarılı yazarların, bilim insanlarının ya da çok başarılı öğrencilerin de olduğu uzun bir liste bu sendromu yaşamaktadır. Bu insanlar, başarılarını kendileri yerine dış etmenlere bağlayarak her an başarısız olacaklarmış hissinden kurtulamazlar.

Oscar ödüllü Kate Winslet:

“Bazen yataktan kalkıyorum ve çekime gitmeden önce ‘bunu yapamayacağımı’, bir sahtekar olduğumu düşünüyorum”

Batman filmlerinin prodüktörü Michael Uslan: 

“Hâlâ bir gün güvenliğin gelip beni kapı dışarı edeceği hissine kapılıyorum” 

Yazar Maya Angelou: 

“11 kitap yazdım ve her seferinde ‘şimdi beni fark edecekler, herkesle oynadım, bu kez her şey ortaya çıkacak”

İngiliz model ve tasarımcı Alexa Chung:

“Vogue’a yazı yazmak, büyük bir sendrom sebebi… Televizyonda canlı yayına çıkmadan önce ‘Bunu yapmak için donanımlı mıyım’ diye hissediyorum.”

Total
2
Shares