La Casa De Papel Dizisinin Risk Yönetimi Açısından Değerlendirilmesi | İnfoloji

La Casa De Papel Dizisinin Risk Yönetimi Açısından Değerlendirilmesi

Başarıya giden yolda olumsuz şeyler yaşadığımızda hep, “Bunu keşke önceden bilseydim” cümlesiyle karşılaşıyoruz. İşte bu dileği gerçekleştiren bir yaklaşım olarak risk yönetimi kavramı ortaya çıkıyor. Yani başarı; risk yönetimi olmadan düşünülmeyen bir kavram bizim için.

Şekil 1: Değişen Dünyada Başarının Dinamikleri

Risk yönetimi, yıllar önce hayatımıza giren ama değeri daha yeni yeni anlaşılmaya başlanan bir kavram. Önemsemediğimiz bu kavram; varlığından bile haberimiz olmadığı zamanlardan bu zamana kadar, gelenekselden kurumsala doğru bir dönüşüm akışından geçmiştir.

Şekil 2: Risk Yönetim Evrimi

Peki; Nedir Bu Risk ve Neden Bu Kadar Önemli?

Genel anlamda risk, bir olayın beklenenden farklı olarak gerçekleşebilme olasılığıdır. Dünya değiştikçe, bilgi en güçlü silah haline geldikçe ve belirsizlik arttıkça; şirketlerimiz, paydaşlarımız ve çevremiz her geçen gün daha çok endişelenmekte, bu da riskin yönetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Küresel rekabet, yeni teknolojilere ve değişen koşullara hızlı bir şekilde uyum sağlayabilme yeteneğine sahip olmayı gerektirir. Geleceği öngörebilecek sezgi, hayal gücü ve yaratıcılıkta olmak, riskleri fırsatlara dönüştürebilmek, yönetim yaklaşımlarını etkileyen başlıca faktörlerdir. Buna bağlı olarak risk yönetimi de risklerin belirlendiği, hangi risklerin öncelikli olarak çözülmesi gerektiğinin değerlendirildiği, risklerin yönetilmesi için stratejilerin ve planların geliştirilerek uygulandığı sistematik bir süreçtir.

Proje yönetiminde risk yönetimi de; projenin içinde bulunduğu durumun gözden geçirilerek, projenin geleceği için risk teşkil eden oluşumların tespit edilmesi ve bunların önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını içeren işlemler sürecidir. Kurumların proje süreçlerinde ve kurum yönetiminde aynı risk yönetim stratejilerini uygulaması gerekmektedir.

Risk yönetimi ile ilgili somut bir örnek verebilmek adına, bir darphane soygununu anlatan, son zamanların en popüler dizisi La Casa De Papel’i bir proje olarak ele alabiliriz. Dizinin ilk bölümünden itibaren strateji, taktik, planlama, koordinasyon, risk yönetimi vb. kavramlar sürekli karşımıza çıkıyor. Özellikle de soygun sırasında karşılaşılabilecek tüm aksaklıklar için önceden yapılan planlar risk yönetimini anlamak adına ders niteliği taşıyor.

Dizide, kendi alanlarında isim yapmış ve uzman kişilerden oluşan bir ekip ile 5 ay boyunca en ince ayrıntısına kadar tüm ihtimallerin hesaba katıldığı bir darphane soygunu planlanıyor. Dizinin her bölümünde farklı stratejiler ortaya konuluyor ve yine neredeyse her bölümünde beklenmedik durumlara karşı önceden düşünülmüş alternatif senaryolar (planlar) izliyoruz.

Birçok kaynakta risk yönetim sürecine baktığımızda, ilk aşamada risklerin tespit edilmesi gerekliliğini görüyoruz.

Diziyi incelediğimizde; proje olarak ele aldığımız darphane soygununu yapmak için, her ekip üyesinin farklı bir amacı olduğunu görüyoruz. Profesör için amaç; babasının hayalini gerçekleştirmek iken, Nairobi için çocuğuyla yeniden bir araya gelmek diyebiliriz. Peki, bu hedefe ulaşmak isterken kimler etkilenecek; rehineler, rehine yakınları, polis, vatandaşlar… Tüm bu kişilerin beklentileri, davranışları, tutumları profesör ve ekibi için risk oluşturabilir. Ekip üyelerinin plana uymayan her hareketi de soygun için bir risk iken, profesör ve ekibinin kontrolü dışında kalan rehineler ile polisin atacağı her adımı da risk olarak değerlendirebiliriz.

Peki ya diğer riskler? Yakalanmak, öldürülmek, planın başında hedeflenen tutar kadar kazanamamak, hepsinin tek tek değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dizi boyunca profesörün, soygunu hangi riskin ne kadar etkileyeceğini, hangi durumda ne yapmaları gerektiğini, önlemleri farklı farklı planlarla ortaya koyduğunu görüyoruz. Bu da bize risklerin değerlendirilmesinin önemine işaret ediyor.

Tüm bu risklere karşı profesör ve ekibi ne yaptı?

Soygun başlamadan önce risklere uygun çözümleri belirleyerek alternatif planlar yaptı. Ekip içerideyken profesör dışarıda kalarak projenin yönetimini de üstlendi.

Soygun ve rehin aldıkları insanlar yüzünden, halkın onlara karşı olması ve nefret etmesi ihtimalini bir risk olarak düşünürsek; profesör ve ekibinin bunu önceden tahmin ederek, polisin sürekli yalan haber dağıtmasının sağlanması ve rehinelere iyi davranarak halkın sempatisinin kazanılması, iyi yapılmış bir risk yönetim planına işaret ediyor. Bu plan sayesinde bu olayı kendilerine fırsat olarak çeviriyorlar.

Polislerin içeri girmesi belki de en tehlikeli risklerden biri diyebiliriz.  Ama ekip risk analizlerinde binayı inceleyerek polislerin hangi girişleri kullanacaklarının listesini yapmıştı ve bu girişin nasıl olacağı, ne zaman olacağı da önceden düşünülmüştü. Profesör ve ekibi bu tehlikeli durumu önceden tahmin ederek önlemlerini alıyorlar ve Polisler kapıdan periskopu soktukları anda birleşik krallık büyükelçisinin kızına radyoyu aratarak kaçırıldıklarını ve kırmızı tulum giydirilerek hırsızlara benzediklerini ve polisin içeri girdiği takdirde masum insanları vuracağının bilgisini verdirtiyorlar.  Bu sayede polisler içeriye girmekten vazgeçerek geri çekiliyorlar. Soygun boyunca hırsızların başına gelebilecek en kötü şey polisin içeriye girerek onları öldürmesi ya da soygunu tamamlayamamaları aslında, bu risk olumsuz olarak gerçekleştiği takdirde ekibin hiçbir üyesi amacına ulaşamayacaktı ama yaptıkları risk yönetimiyle bu tehlikenin üstesinden geldiler.

Dizi boyunca profesör ve ekibi sürekli iletişim halinde ve birlikte hareket ediyorlar. Bu kurumsal risk yönetim unsurlarından iletişim ve danışmanın gerekliliğini bizlere gösteriyor. Kendi başlarına hareket ettiklerinde çoğu zaman başlarına bir olay geliyor. Örneğin kullandıkları arabayı hurdacılara vererek parçalatması gerekirken profesörden aldığı parayı kullanan Helsinki’nin yaptığı gibi. Tek başına böyle bir şey yaptığı için polisler herkesin kimliğini belki de profesörün yerini bile öğrenebilirdi.

Dizi karakterlerinden olan Berlin’in Tokyo’yu darphaneden gönderdikten sonra Tokyo’nun tutuklanmasına karşı, profesör tarafından kurtarılması ve Tokyo’nun plana uymayarak motoruyla darphaneye girmesi yüzünden de ekiplerinden bir kişinin ölmesi de ekip içi iletişimsizlik ve danışmanın olmamasıyla alakalıydı. Aslında bu durum bize risk yönetiminde tek kişinin riskin önemini anlamış olmasının yeterli olmadığını tüm ekibin bu sorumluluğu alması gerektiğini göstermektedir.

Tüm aksaklıklara rağmen neredeyse bütün risklerin önceden düşünülerek önlem alınması ile soygun amacına ulaşıyor. La Casa De Papel bize risk yönetiminin ne kadar önemli olduğunu gösteren çok net bir örnek. Aslında bu dizi sayesinde şirketlerin yeni bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu da söyleyebiliriz. Risk yönetimini öncelikli olarak düzenleyici bir konu olarak düşünmeyi bırakmalı ve risk yönetimini şirket içindeki stratejik tartışmanın önemli bir bileşeni olan değer yaratan bir faaliyet olarak kabul etmelidirler.

İnfoloji Yönetim Danışmanlığı
iletisim@infoloji.com