Dijital Dönüşümde İnsan Odaklılık | İnfoloji

Dijital Dönüşümde İnsan Odaklılık


Çevremizdeki her nesnenin birer veri kaynağı olduğunu göz önüne aldığımızda; 21.  yüzyılı, çevremizde olan biteni daha iyi anlamaya çalışarak ve edindiğimiz bilgiyi gezegendeki tüm kaynakların sürdürülebilirliği için kullanarak geçireceğimizi öngörebiliyoruz.

Çevremizden edinmeye başladığımız çok katmanlı veri kümeleri; büyük veri analizi, yapay zekâ ve dijital ekonomi gibi bugüne ve yarına yön verecek kavramlarla hayatımıza artık daha hızlı etki ediyor. Elimizin altından hızla kayıp giden bu veriler, sadece hızlı aksiyon alındığı zaman bir anlam kazanıyor. Veri akışının bu denli hızlı olduğu bu nehirde boğulmamak için; kişilerin ve kurumların, mevcut süreçlerini hızlı aksiyon alabilecek şekilde dönüştürmesi oldukça önem taşıyor. Peki bu dönüşümün odağında tam olarak ne olmalı?

Bireylerin ve kurumların dijital dönüşüm sürecini ayrı ayrı ele alacak olursak; ilk olarak iki tarafın da yaşam döngülerini devam ettirebilmek için uyguladıkları karar mekanizmalarını incelemek gerekir:

Bireylere baktığımızda, genellikle gün içinde verilen basit kararlardan oluşan fakat giderek artan imkân ve seçenekler karşısında, kişilerin eskisine göre daha karmaşık kararlar almasını gerektiren bir noktada olduklarını görürüz. Bu durumda fertlerin, yaşamlarını devam ettirebilmek ve giderek karmaşıklaşan karar verme mekanizmasını sadeleştirmek için dijital dönüşümü benimsediklerini görürüz.

Kurumları ele aldığımızda ise daha karmaşık karar mekanizmalarına sahip olduklarını ve genellikle çok fazla sürecin aynı anda yürütülmesini gerektiren yapılar ekseninde şekillendiklerini görürüz. Dolayısıyla dönüşümün aynı anda birden fazla sürece birbiriyle uyumlu bir şekilde uygulanması önemli olmaktadır. Bu durumda, kurumların dijital dönüşümünün bireyleri dönüştürmekten çok daha zahmetli olacağı ve bunun uzun vakit alacağı ortaya çıkmaktadır.

Sektörde dijital dönüşümün odak noktasının teknoloji olduğuna dair genel bir yanılgı var. Çoğu kurum geleneksel iş süreçlerini teknolojik altyapıyla donatarak, -ki yeterli bütçeniz varsa bu hiç de zor değil- “dijital dönüşüm”e ayak uydurduğunu sanıyor. Kurumunuzu son teknolojik altyapı ile donatsanız dahi buna uygun esneklikte bir yönetim modeliniz ve bu modeli uygulayabilecek “yeni nesil çalışanlar”ınız olmadan başarılı bir dijital dönüşümden söz etmek neredeyse imkânsız görünüyor.

TÜSİAD, Samsung Electronics, Deloitte ve GfK’nın iş birliği ile Türkiye’de farklı sektörlerde faaliyet gösteren, öncü 58 şirketin üst düzey yöneticisinin katılımıyla gerçekleşen “Türkiye’deki Dijital Değişime CEO Bakışı” adlı çalışmada da dijital dönüşümün birey odaklı olması gerektiği vurgulanıyor.

Tüm bunlar değerlendirildiğinde; dijital dönüşümün öncelikle kurum kültürü ve organizasyon yapısında gerçekleştirilecek dönüşümle mümkün olduğu ve dönüşümün en kolay yolunun da bu olduğu ortaya çıkıyor. Dönüşüme, çalışanları dâhil etmenin en iyi yolu da onların bu dönüşümü kendi iradeleriyle gerçekleştirmelerine izin vermek. Kurumlar geleceklerini tasarlarken; dijital potansiyele sahip kurum çalışanlarının bu potansiyellerini değerlendirerek, onlara fikir ve projelerini sunmalarını sağlayacak olan “hackathon” ve “ideathon” gibi kurum içi girişimcilik alanları yaratarak dijital dönüşüme adapte olacaklardır.

Projeler, teknolojik altyapı ve doğru modelle desteklendiğinde de mutlak başarıya ulaşacaklardır.

İnfoloji Yönetim Danışmanlığı

iletisim@infoloji.com